Şubat 2012
68 gönderi
Kiracı bir yaşam sürdüren insanların odalarının tavanı genelde hafiftir. Ama ev sahibi iseniz orada, yıllarca bakageldiğiniz tavan, emeyazar bütün aklınızdan geçenleri, her sabah, her gece, her gece yarısı, her kuşluk vakti. Ev sahipliği yapılan evlerin küçük odalarının tavanı diğer odalara nazaran biraz daha ağırdır. Küçük odalar evin küçüğüne verilir. Küçüklükten yetişen tavanlar ağırlaşır.
Her şey çok zamansız. Tanışmalar. Sarılmalar. Kokular. Yalnızlıklar. Gidişler. Gelişler. Gelmeyişler. Gitmeyişler. Kaçışlar. Saklanışlar. Susuşlar. Susmayışlar. Bağırışlar. Çağırışlar. Her şey çok.
Bazı rüyalarım acaip net, Full HD falan oluyor. Ama uyanınca yine hatırlamıyorum. Ne kadar saçma da olsa yaşarken iyi geliyor o rüyaları. Başka bir hayatı. Kısa bir süreliğine.
Hayatımda yapamadığım tek şeydir belki de birine cevap olarak “?” atmak. Dünyanın en itici cevabıdır bence o. Selam dersin, ? gelir. Cevap vermezsin, ? gelir. Üzülürüm.
Artık üzülememek güzeldir bazı şeylere. Bir zamanlar ne çok can yakardı oysa.
Bizimkiler, Bir Demet Tiyatro, Süper Baba, Karamelek, Olacak O Kadar gibi eski toprak dizilerin müziklerini çok zorlanmadan hatırlayıp mırıldanabilecek 999.999 kişi bulabilirim. Ama şimdi gel bir Yer Gök Aşk’ı hatırla yıllar sonra. Nerdeee… Sonra neden televizyon izlemiyorum.
Hani o “Altın Günler” diye tabir edilen günler var ya. Hepimiz yaşadık bitti onları. Bir daha da bulamayacağız. Daha fazla özlemeyin. Bitti yahu. Her şeyi, olabilecek en güzel şekilde yaşadık. Daha iyisi olmayacaktı zaten. Tamam mı?
Birini üzmek. Bir tepsi yemeği dikkatsizlikle düşürmek gibidir. Bir şeyler kırılır. Bir şeyler dökülür. Dökülenler toplansa da artık yenmez. Kırılanlar toplansa da artık tek bir parça olmaz. Şanslı bir kase bu düşmeden kurtulabilir. Ama içindekiler için aynı şey söylenemez. Çatal, bıçak falan teferruat. Zaten onlar elimiz, kolumuz, gözlerimizdir. Birini üzmek istemezsiniz. Bir tepsi yemeği dökmek...
Bazen eski umutların tükenmesini bekler, yeni umutlar.
Babaya nar pakedi için Turkcell’e mesaj atılır. “Birazdan mesaj gelecekmiş.” denip telefon bırakılır. Tesadüfen ev telefonu çalmaya başlar. “Ehe telefon geldi…” denir. Kimse gülmez. Bu yüzden arkadaşla eve çıkmak candır. Tadamadım şunu bi.
Bu günde bir şey olduğunu düşünüyordum. Ta ki tersten okuyana kadar. 21.02.2012. Ama ne oldu? Yine hiçbir şey yokmuş.
Sanırım filan’ı tek başına kullanmayanlardan olduğum içinmiş bu duygu :( Sizi de anlıyorum. Biraz tekrarlayınca kulağıma hoş geldi.
J. D. Salinger’in Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabındaki “filan” kelimesi kullanımından rahatsız olanlardan mısınız?
Hayatımın bundan sonrasını hiç işten ayrılmadan, sürekli full time çalışarak geçirecek olursam 31 Temmuz 2031’de 7204 iş günü ile emekli olmayı hak edeceğim. Ama 44 yaşında olacağım. Bu sefer de 61 yaşımı bekleyeceğim. Oldu canım.
Hangi ürün tükendiyse, 5-10 dakikası varsa, onu isteyen müşteri profili diye bir şey var. Ama öte yandan patatese 3 dakika varken üst üste denk gelen, yanına brokoli isteyen müşteri profili de var. İkincisine canım feda. Ama ilkine çok mahçup oluyorum.
Hala büyümediğinizi fark ettiğinizde yetmiş yaşında olsanız bile ağlarsınız.
Büyük Mükellefler Vergi Dairesi var da, neden Küçük Esnaflar Vergi Dairesi yok?
Şarkılara isim seçimi önemli bir konu bence. Kenan Doğulu koymuş şarkıya Doktor adını. Ben de onu “Dermanı yaramda arama doktor” sanıp uzun zamandır dinlemiyordum. Ha dinleyince noldu? O değilmiş diye bu sefer hiç sevmedim.
Kirpiklerinde kar taneleri olan bir kız düşünün. Sonra uyuyun.
Anonim şunu sordu: o kupayı nereden aldın
Anonim şunu sordu: bahçeliye kardan kocaman kalp falan yaptık sırf eğlencesine. çiçek satmak eğlenceli. sipariş götürdüğün kadının mutluluğu bir ayrı güzel oluyor tabi. karanfilde ya da konurda değil de bahçelide denemeni tavsiye ederim.
Anonim şunu sordu: etraf yapmacık çiçeklerle doluydu. bu gün biz de çiçek sattık ve inanır mısın elimde çiçek bir kadın olarak gerçekten utandım. yanımda çok yakın bir erkek arkadaşım vardı. elimde koca bir buket gül. insanlar önce çiçeğe bakıyorlar sonra da senin kim olduğuna yok işte ilişkinizin nasıl olduğuna karar veriyorlar. en...
Düşündüm de, idollerim çok değişiklik göstermiş zaman içerisinde. Küçükken Bugs Bunny idi. Sonra radyocu Muzo oldu. Yastık Sohbetlerinden tanırsınız belki. Şimdi de Ferhan Şensoy. Bakalım gelecek bana ne gösterecek.
Formalite icabı alınmış bir demet çiçeklerle doluydu bugün. İnanır mısınız bir insan hem apaçi olup hem de çiçek alınca gerçekten itici oluyor. Bence onların sevgilileri de Cyborg. I’m a cyborg but that’s ok falan.
Bi tren rayında oturarak çekilmiş fotoğrafım yok ya ona yanarım.
Anonim şunu sordu: Film ve kitap önerebilir misin?
Anonim şunu sordu: ben seni bi yerlerde gördüm hatta hatta tanıştırıldım gibi geliyo ama du bakalım :D ha bi de sempatiksin :D
Sürekli facebook hesabını kapatıp açan arkadaşlarınız olduğu sürece, fotoğrafların altında yalnız kalan anlamsız yorumlardan kurtulamazsınız. Örneklerle inceleyelim:
<Canlandırmadır>
Mehmet Kurt Teyzenlere de çok selamlar, öptüm dayıcığım.
24 Ocak 2010, 18:46 Beğen
Mehmet Kurt Ne goldü bee! Hakkaten fenaydı!
12 Nisan 2010, 12:22 Beğen
Mehmet Kurt xDxDxD
15 Ağustos 2010, 13:40...
Anonim şunu sordu: yüzün, mimiklerin filan çok sempatik ve öner erkanı andırıyorsun yani tumblrdaki gerçekten takip edilebilitesi olan nadir bloglardan birisin. tanımadan sevdim seni resmen. söyliyim dedim. neyse, oldu o zaman.
Ağzımızın suları akar. İçimizin yağları erir. Dizlerimizin bağları çözülür. Ne cins bir varlığız biz.
X: Penceremin perdesini havalandıran rüzgaaarr...
Mem: Söyle o perdeye çok havalanmasın!!
Oysa ne zor birini sevmek. Elini tutsan kolunu kapmayı istemek biraz. Gözlerine baksan her seferinde biraz daha yakından bakmayı istemek. Kokusundan bahsetmiyorum. Hep biraz daha uzun dokunmak istemek. İlk lokmaların eşsizliği gibi, sıradanlaşmadan önceki halleri sevginin. Ve bir sevgili, olsa olsa bir klarnet kadar güzel tınılara sahip olmalı. Seni ağlatacak olan da güldürecek olan da o olmalı....